KEFFARETLER

YEMİNLER

EVLİLİK

BOŞANMA

SİYER-İ NEBİ

TEMİZLİK / TEHARET / DİYANET(DİB) FETVALARI

ADAK VE YEMİN / DİYANET(DİB) FETVALARI

DUA VE ZİKİR / DİYANET(DİB) FETVALARI

KADINLARA ÖZEL HALLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

MİRAS VE VASİYET / DİYANET(DİB) FETVALARI

YİYECEKLER ve İÇECEKLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

BİDAT VE HURAFELER / DİYANET(DİB) FETVALARI

10.200 SORULU-CEVAPLI MÜLAKAT SORULARI

1-Kur’an-ı Kerim ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

2-Tecvid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

3-Tefsir ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

9-Hadis ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

12-Kelam ve Akaid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

14-Hac ve Umre ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

16-Peygamberler ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

21-Siyer-i Nebi ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

28-Genel Kültür ile ilgili SORULAR VE CEVAPLA

Ameli Mezhepler

Kavram ve Tarihçe:

Fıkıh; Bir şeyi bilmek, iyi ve tam kavramak, incelemek anlamındadır. Şer’i ameli hükümleri inceleyen ilim dalına denir. Müçtehit ve fakih ayrı özelliklere sahiptir. Fıkıh müslümanın davranış bilgisini kendine konu edinir. Hz. Peygamberin içtihadına Sünnet denir. O, Ashabını da içtihada özendirmiştir. Hz. Ömer döneminde Ashap çevre ülkelere fıkıh öğretmek için dağılmıştır.

Ehl-i Rey(Irak merkezli) ve Ehl-i Hadis(Hicaz-Medine merkezli) ekolleri oluşmuştur. Küfe’de Ebu Hanife ve talebeleri Ehl-i Rey fıkhını Medine de İmam Malik ve talebeleri Ehl-i Hadis fıkhını geliştirmişlerdir. Fıkıhta hak batıl ayrımı yapılmaz. İctihadda isabet ve isabetsiz ayrımı yapılabilir.

Hanefi:

Sünni mezheplerin ilkidir. Kurucusu Numan bin Sabit’tir. Hiciri 80 de Küfede doğmuş, hiciri 150 de Bağdat’ta vefat etmiştir. Hammad bin ebu Süleyma’nın ders halkasına katılmıştır. Hocası vefat ettikten sonra onun yerine geçmiş vefat edene kadar bu görevini yerine getirmiştir.  Akıl ve nakli birlikte kullanmıştır. İstihsan metodunu sıklıkla kullanması ile bilinir. Talebeleri Ebu Yusuf ve İmam Muhammed onun fıkhını tasnif ve tedvin etmişlerdir. Ebu Yusuf’un Abbasiler döneminde Kadı’l-Kudat(baş kadı) olmasıyla devletin resmi mezhebi olmuştur. Sınırlı naslardan sınırsız olaylara çözüm üretmeleri ile bilinirler. Bu da farazi fıkhı doğurmuştur. Türkiskan, Afganistan, Türkiye, Balkanlar, Hindistan, Pakistan da yayılmıştır. Ebû Hanife’nin akaid sahasındaki eserleri şunlardır:  Fıkhu’l Ekber, Fıkhu’l Ebsad, Vasiyye-Risâle, Âlim ve Mütealim.

Maliki:

Kurucusu İmam Malik bin Enes’tir. Hicri 93’te Medine de doğmuş, 179 da Medine de vefat etmiştir. İbn-i Hürmüz, İbn-i Ömerin azatlısı Nafi’den ders almıştır. Amel-i Ehl-i Medine’ye çok önem verir. Ahad haberi kabul etmek için Medine ehlinin ameline uygunluk şartını arar. Medinelilerin ameli ona göre Mütevatir Sünnet gibidir. Mısır, Kuzey Afrika, Endülüste yayılmıştır. Fıkıhta Medine halkının görüşüne yer vermesiyle bilinir. el-Müdevvene, el-Muvatta Maliki mezhebinin iki önemli eseridir. Bir ara Endülüs’ün resmi mezhebi olmuştur.

Şafii:

Kurucusu Muhammed bin İdris eş Şafidir. Hiciri 150’de Filistin/Gazze’de doğmuştur. Hicri 204’te Mısır’da vefat etmiştir. İmam-ı Malik’ten Medine fıkhını, İmam-ı Muhammed’den Irak fıkhını öğrendi. Böylece Hicaz ve Irak fıkhını yani ehl-i rey ve ehl-i hadisi birleştirdi. Mısır’da bulunduğu sırada bazı görüşlerinden vazgeçti. Böylece Mezheb-i Kadim ve Mezheb-i Cedit teşekkül etmiş oldu. Fıkıh usulüne dair ilk eser olarak kabul edilen er-Risale Şafii’ye aittir. Mısır, Suriye, Irak, Horasan’da yayılmıştır.

Hanbelî:

Kurucusu Ahmed bin Hanbeldir. Hicri164’te Bağdat’ta doğmuştur. İmam-ı Şafii’den istifade etti. “Eşyada asl olan ibahadır.” Kuralını çok geniş kullandılar. Hadis ekolü görünümlüdür. Sahabe kavlini çok kullanmışlardır. Hz. Peygamberin hadislerini topladı. İmam Şafiden etkilenmiştir. İbadet ve Muamelatta ayrı usuller uygulamışlardır. Naslara ve selefin eserlerine ayrı önem verirler. Rey ve kıyasa fazla önem vermez. Hadise dayalı bir fıkıh anlayışı vardır. İbn-i Teymiye ve İbn-i Kayyım El Cevziyye Hanbeliliğin yayılmasında etkili olmuştur. Arabistan’ın resmi mezhebi konumundadır. 

Ayrıca günümüze kadar ulaşmayan mezheplerde vardır. Küfe’de Süfyan es Sevri, Mekke’de Süfyan bin Üyeyne, Bağdat’ta Ebu Sevr, Mısır’da Leys bin Sa’d, Basra’da Hasan Basri, Şam’da Evzai fıkıh alanında temayüz etmiştir. Zahiri mezhebini Davut ez Zahiri ve İbn-i Hazm kurmuştur. Kıyasa ve reye karşı çıkarlar. Şafi mezhebi içinde erimiştir.

Şia’da ise Zeydiye ve Caferiye olarak iki tane fıkhi mezhep vardır. Caferilerde Ahbariler ve Usuliler olarak ikiye ayrılır. Şia’nın icma anlayışı Ehl-i Sünnetinkinden farklıdır. Hz. Peygamberin ve 12 imamın söz, fiil ve takrirlerini ölçü alırlar. Ehl-i Beyt’ten olmayanların rivayetlerini kabul etmezler. Mut’a nikâhını caiz görürler. Humus; zekâtı din adamlarının eliyle toplama vardır. Zeydiye ise Hanefi Mezhebine yakındır.

Mezhebe Bağlılık Ve Telfik:

Abbasilerle Kadıl Kudatlık kuruldu. Hiciri 5.yüzyılda bu günki mezhepler yayılmış ve sistemleşmiştir. Tek Mezhebe Bağlanmayı, bazı âlimler bunu vacip olarak görmüşlerdir.

Bir Mezhebe Bağlanmanın Tarihi Ve Fıkhi Temelleri:

Bir mezhebin ortaya çıkışı, yayılması, toplum tarafından benimsenmesi süreçleri vardır. Farklı hükümler kargaşaya neden olduğundan Abdullah bin Mukaffa Abbasi halifesine hukuk birliğinin oluşturulması için bir rapor sunmuştur. Devlet tarafından resmi kanunlaştırma yapılamayınca toplumda fıkhi öbekleşmeler oldu. Bu mezheplerin ortaya çıkmasına ortam hazırlamıştır. Daha sonradan bütün mezheplerin görüşleri ortaya konularak 1917’de Osmanlı Hukuk-i Aile Kararnamesi oluşturulabilmiştir. Bir mezhebe bağlılık kişiye hükmi güvenilirlik, akli tutarlılık ve istikrar sağlar.

Telfik:

Farklı hükümleri bir araya getirmeye denir. Fıkıh usulü kitaplarında 3 anlamda kullanılmıştır. İki hükmü birleştirme, (1)ictihadda teflik(varolan ictihadın yerine yeni birictihad yapmak), (2)taklitte tefliktir. (iki ictihadı da aynı anda yapma). Telfik’in caiz olduğunu söyleyenler olduğu gibi caiz değildir diyen âlimler de vardır. Telfik’e ihtiyaç duyulması, daima kolay olanı alıp dini hayatın keyfiliğe dönüştürülmemesi, bu yolun kanuna karşı hile olarak kullanılmaması, helal-haram durumlarında ihtiyata riayet edilmesi durumunda teflik caizdir. Ayrıca hükümde tutarlı ve istikrarlı olmalıdır.

Taassub:

Körü körüne bilgisizce bir mezheb veya fikre bağlanıp başka doğru kabul etmemektir. Teflik ise değişik mezheplerin kişiye kolay gelen hükümlerini seçmesini ifade eder.