KEFFARETLER

YEMİNLER

EVLİLİK

BOŞANMA

SİYER-İ NEBİ

TEMİZLİK / TEHARET / DİYANET(DİB) FETVALARI

ADAK VE YEMİN / DİYANET(DİB) FETVALARI

DUA VE ZİKİR / DİYANET(DİB) FETVALARI

KADINLARA ÖZEL HALLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

MİRAS VE VASİYET / DİYANET(DİB) FETVALARI

YİYECEKLER ve İÇECEKLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

BİDAT VE HURAFELER / DİYANET(DİB) FETVALARI

10.200 SORULU-CEVAPLI MÜLAKAT SORULARI

1-Kur’an-ı Kerim ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

2-Tecvid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

3-Tefsir ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

9-Hadis ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

12-Kelam ve Akaid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

14-Hac ve Umre ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

16-Peygamberler ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

21-Siyer-i Nebi ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

28-Genel Kültür ile ilgili SORULAR VE CEVAPLA

Aile Hayatı İlgili Kavramlar

AİLE HAYATI İLGİLİ KAVRAMLAR

&Âyise: Sözlükte “ümidini kesmiş” manasına gelen âyise, ıstılahta, belirli bir yaşa gelip de tamamen âdetten kesilmiş olan kadın anlamına gelir. Âdetten kesilme haline ise, iyâs denilmektedir. Tercih edilen görüşe göre elli beş yaş adetten kesilme yaşıdır.

&Betûl: Peygamber efendimizin mübârek kızı hazret-i Fâtımâ’nın lakabı.

&Bâîn Talâk: Kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikâhla dönme imkânı veren bo­şanma şeklidir.

&Bid’i Talak: Talakın Kur’an ve sünnetin belirlediği ölçülere uygun yapılmaması demektir.

&Beynunet-i Suğra: Kocanın ancak yeni bir nikâhla ve mehir tespit ederek boşadığı hanımına dönebileceği talaktır.

&Beynunet-i Kübra: Kocanın boşadığı hanımına onun ancak başka bir koca ile sahih bir nikâhla evlenip gerçek zifaf olduktan, ikinci kocasından da ölüm veya başka şekilde ayrılıp iddetini tamamladıktan sonra evlenebileceği boşamaya denir.

&Ezvac-i Tahirat: Peygamberimizin ismetli ve iffetli, temiz zevceleri; peygamberimize hanım olma şerefine ermiş olan kadınlar için kullanılan bir kavramdır.

&Ferâiz ilmi: Miras hukuku

&Fesih: Evlilik birliğinin akid anında var olan veya sonradan meydana gelen bir eksiklik sebebiyle bozulmasına denir.

&Hayız: Ergenlik çağına giren sağlıklı kadınlar, buluğa erdikleri andan itibaren adet kesimine kadar her ay rahminden düzenli aralıklarla, belirli periyotlarla kan kaybederler. Buna adet kanı, şer-i tabirle hayız denir. En az üç gün üç gece, en çok on gündür.

&Halvet: Aralarında devamlı evlenme engeli bulunmayan bir erkek ile bir kadının bir yerde baş başa kalmalarına denir.

&Hâdine: Çocuğun bakım ve terbiyesini üstlenen kimse

&Hurmet-i Musahare: Evlilik akrabalığından dolayı meydana gelen evlenme yasağına denir.

&Hünsa-i Müşkil: Hem erkek he de dişilik organına sahip olan kişilere denir. Ölünce yıkanmaz, teyemmüm ettirilir. Kefenlenmesi ise kadın olarak yapılır.

&Hülle: Üç talakla boşanmış kadını eski kocaya helal kılmak amacıyla yapılan evliliktir.

&Hidâne: Çocukların bakım ve yetiştirilmesi

&İstihaze/Özür: Yetişkin bir kadının bir hastalıktan kaynaklanan üç günden az, on günden fazla olarak kadının gördüğü kandır. Rahim içi damarlardan hayız ve nifas hali dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk  sebebiyle gelen   kana özür/istihaze denir. Bu durumda olan kadınlar özür sahibi olanlar gibi hareket ederler.

&İffet: İnsanın bedeni ve maddi hazlara aşırı düşkünlükten korunmasını sağlayan erdem için kullanılan ahlak terimi.

&İla ve Tahyir Olayı: Hz. Peygamberin bir süre zevcelerinden uzak kalması ve zevcelerinin nikahlarını alıp ayrılma ya da Resulullah´ın esleri olarak kalma hususunda muayyen bırakılmaları olayı(630)

&Îlâ: Kocanın dört ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına dair yemin etmesi veya bu içerikte bir nezirde bulunmasına îlâ denilir.

&İhdâd: Yas tutmak, kadının kocasının ölümünden sonra belli bir sure sevinmeyi, süslenmeyi ve zevki bırakması.

&İn‘ikad: Evlilik akdinin kuruluş şartları

&İnfisâhî: Evlilik akdini bozucu şart

&Lian: Sözlükte “lânetleşme, birbirine lânet etme” gibi anlamlara gelen liân, bir fıkıh terimi olarak, karısının zina ettiğini veya çocuğunun kendine ait olmadığını iddia eden ve bu iddiasını gerektiği şekilde ispat edemeyen koca ile karısının, mahkeme huzurunda özel bir şekilde yemin ve lânetleşmeleri üzerine hakim tarafından evliliklerine son verilmesini ifade eder.

&Kuru’: Kur’ veya kar’ kelimesinin çoğulu olup vakit anlamındadır. Kur’an-ı Kerîm’de geçen bu kelimeye bâzı müctehidler:  Kadın’ın ayhâli, bâzıları da iki ayhâli arasındaki temizlik müddeti, demişlerdir.

&Mefseset: Zararlı, kötü, fesat, yaramaz ve kötülüğe vâsıta olan şey. Mehir (Mehr) :  İslâm hukukuna göre nikahlanma sırasında koca tarafın­dan kadına verilmesi gereken akçe:  Nikâh bedeli.

&Nifas/Loğusa/Nüfesa: Nifas doğumdan hemen sonra kadının cinsel organından gelen kan veya bu şekilde kan gelmesinin sebep olduğu hükmî kirlilik (hades) halinin adıdır. İlk doğum yapanlar için nifasın müddeti kırk gün, ikinci ve sonraki doğumlarda ise, birinci doğumda âdetin nasıl tahakkuk ettiğine bakılır.

&Nika: Âdetle ilgili bir kavram olan nika; bir âdet suresi içinde iki kanama arasındaki temizliğe denir.

&Nisab: Âdetle ilgili bir kavram olan nisab; âdetin asgari müddetine denir

&Tefrik: Çağdaş İslam fıkhı literatürüne göre, eşlerin mahkemeye başvurarak hakim kararıyla boşanmalarına tefrik denir.

&Tefvizi Talak: Kocanın sahip olduğu boşama yetkisini kısmen veya tamamen evlilik anında veya daha sonra karısına vermesine denir.

&Mehir: Mehir, evlenme karşılığında kadına verilmesi gereken mal veya paraya denir.

&Muhalaa: Kadının mali bir ödeme yapması veya mali bir hakkından feragat etmesi suretiyle tarafların anlaşarak evlilik birliğine son vermelerine denir.

&Muharemat: Evlenmesi haram olan kadınlar anlamında fıkıh terimi.

&Muhalaa: Karının belli bir bedel mukabilinde kocasından ayrılabilmesine denir.

&Muhkemât Muhsan: Evlenmiş ve hür Müslüman, iffetli kimse için kullanılan bir kavramdır.

&Ric’i Talak: Kocanın boşadığı hanımını, iddeti içinde, yeni bir nikah akdi yapmaksızın tekrar aile hayatına kabul etme hakkına sahip olduğu talaktır. Yani; Kocaya yeni bir nikâha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkânı veren boşama türüne, dönülebilir boşama anlamında “ric’î talâk” denir.

&Sıhriyyet: Evlenmeden doğan hısımlığa denir.

&Ümmehâtu’l-Mü’minîn: Müminlerin anneleri, Hz. Peygamber’in hanımları için kullanılan bir tabirdir.

&Zıhar: Adamın, hanımını, ebediyen mahremi olan bir kadının (anası vb.), bakmak caiz olmayan bir uzvuna benzetmesidir. Zıharın cezası köle azad etmek, buna muktedir olamazsa iki ay peş peşe oruç tutmak, buna da gücü yetmezse altmış yoksulu yedirmektir.

&Ta‘likî: Evlilik akdini geciktirici şart

&Takyîdî: Evlilik akdini kayıtlandırıcı şart

&Nefâz: Evlenmenin hükümlerinin işlerlik ve yürürlük kazanması için aranan şartlar.

&Küfüv: Kocası kendisine denk demektir.

&Hıyârü’l-bulûğ: Bulûğ muhayyerliği demektir.

&Hürmet-i musâhere: Erkek veya Kadının birbirlerine şehvetle dokunmaları veya ön avret yerlerini çıplak görmeleri (mahremiyet)

&Sefih: Aklı ermez, kapılgan, reşid olmayan, malını alabildiğine harcayan kimsedir.

&Velâyet-i İcbâr: (Zorlayıcı Velâyet)  Veliye velâyeti altında bulunan kimseyi rızâsını almaksızın evlendirme yetkisi veren velâyettir. Yani zorlayıcı velâyettir.

&Velâyet-i İhtiyâr veya İstihbâb:  (Zorlayıcı Olmayan Velâyet) Veliye velâyet altında bulunan kimseyi ancak onun rızâsıyla evlendirme yetkisi veren velâyettir. Yani zorlayıcı olmayan velâyettir.

&Velâyet-i şirket: Bulûğa ermiş kızla velisi arasında mevcut olan müşterek velâyet

&Zevi’l-erhâm: Diğer akrabalar

&Kefâet: Denklik

&Sıhrîyyet: Yakın derecede kısımlık demektir.

&Ma‘tûh:  ’’Bunak’’ demektir.

&Mehri müsemma: Akit (Nikah) esnasında konuşulan mehirdir aynen konuşulanı ödemek vaciptir. 

&Mehri misil: Akit esnasında mehir hiç konuşulmazsa veya konuşulur ama on dirhem( 7 miskal) yani otuz gram altından az olursa bu kadının mehri babasının ailesinden olan kızların mehriyle aynı olur.

&Mehr-i Muaccel: Evlilik anında peşin olarak ödenen mehir’e muaccel mehir denir.

&Mehr-i Müeccel: Ödenmesi sonraya bırakılan mehir’e müeccel mehir denir

&Nâşize: Kadının nâşize olması evlilik hukukuna riayet etmemesi ve kocasının rızâsını almadan evini terk etmesi.

&Ric‘î Talâk: Kocaya yeni bir nikâha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkânı veren boşama türüne dönülebilir boşama anlamında “ric‘î talâk” denir. Bir ric‘î talâktan bahsedebilmek için evliliğin zifafla fiilen başlamış bulunması gerekir.

&Bâin Talâk: Kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikâhla dönme imkânı veren boşanma şeklidir. Bu boşama kocanın eşini üçüncü boşaması ise yeni bir nikâh da tarafların bir araya gelmesi için yeterli değildir;  aralarında büyük ayrılık denilen beynûnet-i kübrâ meydana gelmiştir.  Kadının daha önce belirtildiği üzere bir başkasıyla geçerli bir evlilik yapmadan ilk eşine dönmesi mümkün değildir.

&Beynûnet-i kübrâ: Büyük ayrılık (karıkoca’nın boşanması).

&Sünnî Talâk: İsminden de anlaşılacağı üzere Sünnî boşama Hz. Peygamber’in bu konuda getirdiği ölçü ve sınırlamalara riayet edilerek yapılan boşama şeklidir. Her şeyden önce Sünnî boşanmanın ric‘î talâk olması gerekmektedir. Burada evlilik birliğine geri dönüş kapısının kapatılmaması ve taraflara, daha doğrusu eşini tek taraflı irade beyanıyla boşayan kocaya yeni bir düşünme imkânı tanınmak istenmektedir.  Ayrıca kadının temizlik süresi başladıktan sonra ancak onunla cinsî ilişkide bulunulmadan boşanması ve bu boşamanın bir boşama olması gerekmektedir.  Bu da yine aynı hedefe, evlilik birliğini koruma hedefine yöneliktir.

&Bid‘î Talâk: Bid‘at tabiri, Sünnet’in mukabili ve zıttı olarak da kullanılmakta olduğundan burada bid‘î talâk, Sünnet’e aykırı biçimde gerçekleştirilen boşamayı ifade etmektedir. Bu bakımdan genel olarak Sünnî olmayan her talâk bid‘î kabul edilir. Kişinin temizlik süresi dışında veya temizlik süresi içinde olmakla birlikte karısıyla cinsel ilişkide bulunduktan sonra veya aynı temizlik süresi içinde birden fazla boşama durumunda ortada Sünnet’e uygun olmayan yani bid‘î bir boşanma vardır.

&Muhâlea: Tarafların anlaşarak boşanmaları

&Mûris: Miras bırakan

&Liân: Karısının zina ettiğini veya çocuğunun zina mahsulü olduğunu  iddia  eden  ve  bu  iddiasını gerektiği  şekilde  ispat edemeyen  koca  hâkim  huzurunda  hususi  bir  şekilde  yeminleşir  ve  evlilik birliğine hâkim tarafından son verilir. Kur’an’da da ana hatlarıyla temas edilen bu prosedüre (en-Nûr 24/6-9) İslâm hukukunda liân denilir. Liân sonunda hâkim tarafların arasını tefrik eder.

&İddet: Boşanma, evliliğin feshi ve ölüm gibi bir sebeple evliliğin sona ermesi durumunda kadının yeni bir evlilik yapmadan önce beklemesi gereken süreye iddet denir.

&Ölüm İddeti: Kocası ölen kadınların bekledikleri iddettir. Bunlar eğer hamile iseler iddetleri doğumla biter;  isterse bu doğum kocanın ölümünden çok kısa bir süre sonra gerçekleşsin. Eğer hamile değillerse bu durumdaki kadınların beklemeleri gereken süre dört ay on gündür. Hamile olmayan eş:  Ric‘î talâk iddeti beklerken koca ölürse boşanma iddetini terkederek ölüm iddeti beklemeye başlar. Bâin talâk iddeti bekleyen kadın ise ölüm iddeti beklemez;  başlamış olduğu boşanma iddetini tamamlar.

&Terike: Vefat eden kimsenin geride bıraktığı mal ve haklar