KEFFARETLER

YEMİNLER

EVLİLİK

BOŞANMA

SİYER-İ NEBİ

TEMİZLİK / TEHARET / DİYANET(DİB) FETVALARI

ADAK VE YEMİN / DİYANET(DİB) FETVALARI

DUA VE ZİKİR / DİYANET(DİB) FETVALARI

KADINLARA ÖZEL HALLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

MİRAS VE VASİYET / DİYANET(DİB) FETVALARI

YİYECEKLER ve İÇECEKLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

BİDAT VE HURAFELER / DİYANET(DİB) FETVALARI

10.200 SORULU-CEVAPLI MÜLAKAT SORULARI

1-Kur’an-ı Kerim ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

2-Tecvid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

3-Tefsir ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

9-Hadis ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

12-Kelam ve Akaid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

14-Hac ve Umre ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

16-Peygamberler ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

21-Siyer-i Nebi ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

28-Genel Kültür ile ilgili SORULAR VE CEVAPLA

2- İslâm’a davet mektupları

TANITIM FAALİYETLERİ VE İSLAM’IN YAYILIŞI

2- İSLÂM’A DAVET MEKTUPLARI

Amr b. Ümeyye ed-Damrî:  

Habeşistan hükümdarına Dihye b. Halîfe el-Kelbî:  Bizans hükümdarına Hâtıb b. Ebû Beltaa:  İskenderiye hükümdarı Mukavkıs’a Abdullah b. Huzafe es-Sehmî:  İran Kisrasına Şücâ’ b. Vehb:  Gassan Kralı Hâris b. Ebû Şemir’e Selît b. Amr:  Yemame hakimi Hevze b. Ali’ye

Bunların dışında Arabistan’ın kuzeyinde ve güneyinde bulunan çeşitli kraliyet ailelerinin bakiyelerine, Arap kabile başkanlarına, ünlü ve nüfuzlu kişilere, Hristiyanlara, Yahudilere ve Mecusilere de mektuplar yolladı.

Bizans İmparatoru Herakleios:  

Suriye’de bulunan Ebû Süfyan ve arkadaşlarından Hz. Peygamber hakkında bilgi almıştır. Onlardan elde ettiği bilgilerin peygamberlik vasıflarına uygun olduğunu belirten Herakleios, sonunda onun peygamber olduğuna kanaat getirmiş, ancak tebaasının Hristiyanlığı terk etmeye karşı olduğunu belirterek İslâm’ı kabule yanaşmamıştır. Elçiye iyi davranarak hediyelerle uğurlamıştır.

Habeşistan hükümdarı:  

Hz. Peygamber Amr b. Ümeyye ed-Damrî’yi Habeşistan hükümdarına göndermiştir. Habeşistan hükümdarının İslâm’ı kabul ettiği ve Hz. Peygamber’in mektubunu muhafaza ettiği rivayet edilir.

İran Kisrası Hüsrev Perviz (II. Hüsrev):  

Mektubu alınca Hîreli katibine okutmuş, mektupta Hz. Peygamber’in adını kendi adından önce yazmasına sinirlenerek mektubu yırtmış ve elçiyi de dışarı çıkartmıştır. Elçi doğruca Medine’ye gelip olayı anlatınca Hz. Peygamber, Kisrâ’nın devletinin parçalanması için Allah’a dua etmiştir.

Diğer taraftan Kisrâ, Yemen’deki valisi Bâzân’a bir mektup yazarak Resulüllah’ın derhal yakalanmasını ve kendisine gönderilmesini emretmiştir. Kisrâ 27 Şubat 628’de kendi öz oğlu Şîreveyh (Şîrûye) tarafından öldürülmüştür. Bu gelişme üzerine Bâzân ve etrafındakiler Müslüman olmuşlardır. İran Kisrâsı İslâm’ı kabul etmemiştir, ama Bahreyn, Umman ve Yemen gibi Arabistan’daki İran sömürgelerinin yöneticilerine gönderilen mektuplar başarılı sonuçlar vermiş ve bu bölgeler İran’dan ayrılıp İslâm devletinin birer eyaleti haline gelmişlerdir.

İskenderiye Valisi Mukavkıs:  

Hâtıb b. Ebû Beltea tarafından kendisine gönderilen mektubu alınca, Kıptîlerin kendisini dinlemeyeceğini ve makamından da ayrılamayacağını belirtmiş ve cevâbî mektupla birlikte, Mâriye ve Sîrîn adında iki cariye ile bazı hediyeleri Medine’ye göndermiştir. Hz. Peygamber Mâriye’yi kendisi almış ve İbrahim adlı çocuğu ondan dünyaya gelmiştir. Sîrîn’i ise Hassân b. Sâbit’e vermiştir. Hâtıb b. Ebî Beltea, Mukavkıs’ın kendisine cömert davrandığını, kapısında fazla bekletmediğini ve orada beş gün kaldığını söylemiştir.

Gassan Kralı Hâris b. Ebû Şemir:  

Hâris, kendisine böyle bir mektup gelmesine sinirlenerek yere atmış ve hatta Medine’ye bir hücum seferi tertipleme tehdidinde bulunmuştur. Hâris, Bizans imparatoruna durumu yazmış, ancak ondan beklediği desteği sağlayamadığı için bu düşüncesinden vazgeçmiştir. Elçiyi de hediyelerle geri göndermiştir.

Selît b. Amr:  

Peygamberimiz Hanîfe kabilesi’nin başkanı ve kendisi bir Hristiyan olan Hevze b. Alî‘ye Selît b. Amr’ı bir mektupla göndererek onu İslâm’a davet etmiştir. Şayet Müslüman olursa o bölgede idareciliğinin devam edeceğini de bildirmiştir. Hevze elçiye ikramda bulunmuş, ona iyi davranmış, fakat İslâm’ı kabul etmediğini bildiren bir mektupla geri göndermiştir. Mekke’nin Fethi’nden sonra ölen Hevze’nin yerine geçen Sümâme b. Üsâl Müslüman olmuştur.

Hâris b. Umeyr:  

Gassanlı bir başkan olan Şurahbil b. Amr tarafından kendi topraklarından geçerken öldürülmüştür. Bu olayın Mûte Savaşı’na yol açmıştı.

Alâ b. Abdullah el-Hadramî:  

Bahreyn Emiri Münzir b. Sâvâ’ya Hz. Peygamber’in mektubunu verdi. Bahreyn Emiri Münzir b. Sâvâ le Araplar ve İranlılardan oluşan ada halkının çoğunluğu İslâm’ı kabul etti.

Hz. Peygamber, Hecer (bugün el-Hufuf’un olduğu yer) Mecusilerine de gönderdiği mektupta onlardan İslâm dinini kabul etmelerini istedi. Şayet kabul etmezlerse kendilerinden cizye alınmasını istedi. Peygamberimiz Alâ’yı oraya vali tayin etti. Ancak eski valinin de görevinden azledilmediğine bakılırsa Müslüman olanların idaresi, zekat tahsili, İslâm’ın öğretilmesi gibi hususların Alâ b. Hadramî’ye verildiği, gayr-i müslim tebaanın idaresinin ise eski valinin elinde kaldığı anlaşılmaktadır. Hecer:  Bugün el-Hufuf‘un olduğu yerdie.

Amr b. As:  

Peygamberimiz İslâm’a davet etmek üzere bir mektupla Umman’a, Cülendâ‘nın oğulları Ceyfer ve Abd‘e gönderdi. Bunlar Ezd kabilesine mensup idiler. Ceyfer o sırada Umman kralıydı. Hz. Peygamber’in mektubunu alan Ceyfer ve Abd, birkaç gün düşündükten sonra İslâm’ı kabul ettiler ve faaliyetlerinde Amr’a yardımcı olmaya başladılar. Amr onların zenginlerinden zekat toplayıp fakirlerine dağıttı. Hz. Peygamber’in vefatı esnasında Amr, Umman’da bulunuyordu.

Muaz b. Cebel ve Mâlik b. Zürâre:  

Hz. Peygamber Yemen halkına mektup yazarak Yemen’in çeşitli bölgelerine ve kişilere de mektuplar yazarak bu görevlilerin kendilerine gönderildiğini bildirdi; zekat ve cizyelerin bu ikisine verilmesini emretti. Yemen halkı Mâlik b. Zürâre’yi Hz. Peygamber’e göndererek Müslüman olduklarını bildirdiler ve itaatlerini arzettiler. Peygamberimiz de onlara bir mektup yazarak Mâlik b. Zürâre’nin durumu kendisine ulaştırdığını bildirdi. Onun bu son tavrı, yani Yemen halkının Müslüman olduğuna dair haberin kendisine ulaştırıldığını yöre halkına bir mektupla bildirmesi, kendisinin inceliğini, insanlara önem ve değer verdiğini, İslâm’ı kabul edenleri taltif ve takdir etmeye özen gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Mektuplarda konumuz açısından İslâm’a daveti içeren ifadeler özellikle önemlidir.

Hayber Yahudilerine:  “Sizi Allah’a ve Peygamberine çağırıyorum”

Necâşî’ye:  “Ben seni tek olan, ortağı olmayan Allah’a, O’na itaate, bana tabi olmaya, bana indirilene inanmaya çağırıyorum”

Bizans imparatoruna:  “Ben seni İslâm’a çağırıyorum”

Eyle papazına:  “Müslüman ol veya cizye öde”

Hâris b. Ebû Şemir’e:  “Ben seni tek olan, ortağı olmayan Allah’a inanmaya çağırıyorum; öyle olursa mülkünde bırakılırsın”

Mukavkıs’a:  “Seni Allah’ın birliğini ikrara davet ediyorum” … sözleriyle davet yapılmıştır. Hz. Peygamber’in İslâm’ı yaymak için devlet ve kabile başkanlarının yanısıra bazı kişilere de davet mektupları görderdiği ve özel olarak ilgilendiği görülmektedir.

Büdeyl b. Verkâ:  Müslüman olması için bir mektup göndermiş; Hz. Ali’ye yazdırdığı bu mektup sonraki yıllarda bu aile için bir övünç kaynağı olmuştur.

Halid b. Velid:  Umretü’l-Kazâ esnasında Müslümanlar Mekke’ye girerken o zaman henüz İslâm’a girmemiş olan Halid b. Velid ortalıktan kaybolur. Peygamberimiz Hâlid’i, kardeşi Velîd b. Velid’e İslâm’a davet maksadıyla sorar. Fakat kardeşini arayıp bulamayan Velid, kendisine bir mektup göndererek durumu bildirir. Halid mektubu alınca Hz. Peygamber’in kendisiyle ilgilenmesine çok sevinir ve İslâm’a rağbeti artar; kısa süre sonra da Müslüman olur.