KEFFARETLER

YEMİNLER

EVLİLİK

BOŞANMA

SİYER-İ NEBİ

TEMİZLİK / TEHARET / DİYANET(DİB) FETVALARI

ADAK VE YEMİN / DİYANET(DİB) FETVALARI

DUA VE ZİKİR / DİYANET(DİB) FETVALARI

KADINLARA ÖZEL HALLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

MİRAS VE VASİYET / DİYANET(DİB) FETVALARI

YİYECEKLER ve İÇECEKLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

BİDAT VE HURAFELER / DİYANET(DİB) FETVALARI

10.200 SORULU-CEVAPLI MÜLAKAT SORULARI

1-Kur’an-ı Kerim ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

2-Tecvid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

3-Tefsir ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

9-Hadis ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

12-Kelam ve Akaid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

14-Hac ve Umre ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

16-Peygamberler ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

21-Siyer-i Nebi ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

28-Genel Kültür ile ilgili SORULAR VE CEVAPLA

31-MÜFREDAT

Mezhepler Tarihi İle İlgili Kavramlar

MEZHEPLER TARİHİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

&Acz-i İtiraf: Selefiyye görüşünde, müteşa-bih ayetlerin bilinemeyeceğinin itiraf edilmesi demektir.

&Ahad Haber: Mütevatir derecesine çıkmayan ve kesin tanıklık edilmeyen haberlere denir.

&Ashabu’l-Makalat: Farklı fikir ve düşünceler üzerinde uzmanlığı bulunan, bunlar hakkında eserler yazan bugünün değişiyle mezhepler tarihçilerini ifade eder.

&Ashabul Ehva: Sünnetin istikametinden ayrılarak kendi nefislerinin arzu ve isteklerini izleyen, ilahi ve nebevi kaynaklardan uzaklaşarak beşeri düşüncelere tabi olan bidatlara sarılanlar.

&Beda: ALLAH’ın belli bir şekilde vuku bulacağını haber verdiği bir olayın daha sonra başka bir şekilde gerçekleşmesi demektir.

&Cârûdiyye:  Zeydiyye mezhebinin bir kolu olup Ebû Cârud b. Ziyad tara­fından kurulmuştur.

&Cemaat Yılı: Muaviye’nin iktidarının ilk yıllarından 41/661. yıla kadar olan zamana denir.

&Cebr:  Zorlama. Kulun fiillerinde hiçbir irade ve hürriyete sahip olmayışı inancı.

&Dehrilik: Her şeyi değiştiren ve her şeyden kuvvetli olan tüm olayları oluşturan ve yönlendiren büyük güç yalnızca “Sınırsız zamandır” inancına sahip olan bir felsefi akımdır.

&Ehli Furkat: İslam toplumunun çoğunluğunu teşkil eden genel dini akımdan ayrılanlara ‘’ayrılıkçı’’ manasına gelir.

&Etbaul Mulük: Meliklerin emrinden çıkmayan demektir.

&El Haşviyye: Boş sözleri toplamak ve nakletmekle uğraşanlara denir.

&Ehl-i Sünnet(Fırka-i nâciye): ‘’Dinî literatürde, dini anlama ve yaşamada Hz. Peygamber’in ve sahâbenin yolunu izleyen, onları örnek kabul eden, Allah’ın kitabını ve Hz. Muhammed’in sünnetini rehber edinen ümmet çoğunluğu’’ anlamına gelen bir kavramdır.

&Ehl-i Bid‘at(Mübtedia): ‘’Dinle ilgili yeni görüş ve davranışları benimseyenler anlamına gelen dinî literatürde, akaid sahasında Hz. Peygamber’in ve ashabının sünnetini terk ederek, onların izledikleri yoldan ayrılan, İslâm ümmetinin çoğunluğunu yani ana gövdesini oluşturan Ehl-i sünnet’e muhalefet eden mezhep ve gruplar’’ anlamına gelir

&Ehl-i ehvâ: Ehl-i bid‘at, akaid konularında kendi beşerî düşünce ve meyillerine uydukları için ehl-i ehva olarak anılmışlardır.

&Ehl-i Sünnet: Sünni mezhebine mensup olanları tanımlamak için kullanılan bir lafızdır.

&Ehl-i Salat: Kâbe’ye doğru yönelerek namaz kılmanın farz olduğuna inanan değişik mezheplere bağlı Müslümanları ifade etmek için kullanılan şemsiye bir kavramdır. İlk defa kullanan Eşari’dir. Ehl-i salat tabiri yerine Ehl-i kıble tabirinin daha fazla kullanıldığı görülür. Mutezili ve Şii alimlerden bazıları kendi dışındaki Müslümanlardan bahsederken bu terimi kullandıkları görülür.

&Ekol ve Temayül: Hz. Peygamber’in vefatını takip eden ilk birkaç asır içinde, nasların anlaşılması, yorumlanması ve günlük hayatın bu istikamette düzenlenmesi çabalarının tek bir çizgide seyretmeyip İslâm’ın yayılış alanıyla ve hızıyla da bağlantılı olarak farklı birçok anlayışlardan ekol ve temayül ortaya çıkmıştır.

&Er-Rıza Min Âli Beyt: Ehli beytten birine beyat(biat) etmek demektir.

&Eflakiyye: Allah’ı inkâr edip kâinatın yaratılış ve idare edilişini kadîm telakki ettikleri yedi yıldıza bağlayan bir inanç sistemidir.

&Fırak-ı Dâlle(Ehl-i Dalâl): Ehl-i bid‘at, akaid konularında birtakım sapık görüşlere saplanıp, dosdoğru yoldan ayrıldıkları için Fırak-ı dâlle veya Ehl-i dalâl olarak anılmışlardır.

&Fırka: Sözlükte; ayrılık, farklılık, değişme, bölünme ve sapma anlamına gelen fırka, İstılahta ise; itikadi ve siyasi gayelerle vücut bulmuş fikirler ve şahıslar etrafındaki zümreleşme olarak ifade edilir.

&Ğullatı Şia: Bazı şahıs ve hareketler, imamlar hakkında nübüvvet ve ilahlık iddiaları yanında tenasüh, devir, hulul gibi inançları da Şia içerisine taşımışlardır ki bu inançları taşıyanlara denir.

&Ğulat: Kur’an’da belirtilen temel inanç  esaslarına zıt olan düşünceleri savunan  aşırı fırkalara gulat denir.

&Gâliyye: -Şia tarafından kabul görmeyen, Hz. Ali ve evladını, tanrılık derecesine çıkara­cak kadar ileri giden, inançları arasına hurafe karışmış, gülünç iddia ve itikatlar girmiş bir fırka olan, Birçok kısımlara da ayrılan bir fırkadır.

&Huleysiyye: Siyasi çekişmelerden uzak durup köşesine çekilenler

&Husun ve Kubuh: Sözlükte “güzel ve çirkin, iyi ve kötü” anlamlarına gelen, husun ve kubuh tabiri, dünyada övgü ve yergiyi, âhirette de mükafaat ve cezayı gerektiren şey demektir.

&Karâmita: Milâdî dokuzuncu asırda Hamdan Karmat tarafından kurulan bozuk fırka. İsmâiliyye ve Bâtıniyye de denir

&İmametül Mefdul: İmamete uygun adaylar arasında tercih sıralamasını araştırma ve fazilet sıralamasında ikinci planda  kalanın imametini kabul esasına dayanır.

&Islahat: Genel olarak herhangi bir kurumda, usülde ya da devlet düzeninde eskimiş, bozulmuş ya da aksayan yanlarını düzeltmek, iyileştirmek, eksiklikleri tamamlamak, bozulanları onarmak manasına gelmektedir.

&Mezhep: Kelime olarak ‘’takip edilen yol, görüş, doktrin ve akım manalarına gelir. Dinlerin farklı algılanmasıyla oluşan kurumsallaşmış söylemleridir. Müctehid İslam âlimlerinin Kur’an ve sünnet çerçevesinde, dinin bilginlerinin birbirleri arasındaki yorum farklılıklarından meydana gelen görüşleridir.

&Makale: Sözlükte; Yazı, görüş, düşünce ve inanç anlamına gelen makale ıstılahta ise; Mezhepler tarihinde ehlisünnet dışındaki fırkalara mensup şahısların İslam toplumunda Hz. Peygamber sonrasında meydana gelen siyasi ve itikadi tartışmalar veya kendi döneminde ortaya çıkan meselelerden biri veya birkaçı hakkında kendi görüşlerini açıklamak, mezhebini savunmak yada başkalarının görüşlerini reddetmek, kötülemek ve eleştirmek amacıyla kaleme aldıkları küçük eserlere denir.

&Makalat: Her grup mensubunun kendi görüşlerini savunması ve diğer görüşleri eleştirmek için yazılan ve türünün ilk örnekleri olan küçük hacimli eserlerdir.

&Müşebbihe:  Allah’ı insana benzetenlere denir. Bunlar Allah’ın -hâşâ- insana benzediğini, insanlarınkinin aynı olmamakla beraber onun da organ ve âletlerinin bulunduğunu kabul ederler.

&Mutun-i Erbaa: Hanefî mezhebinin VIII. Asırdan sonra gelen âlimleri metin kitaplardan dört tanesine çokça itibar etmişler ve bunları “Mutûn-i Erbaa” diye isimlendirmişlerdir. Bu metinler, Muhtar, Kenz, Vikaye ve Mecmau’l-Bahreyn isimli eserlerdir.

&Selef: Allah’ı kemal sıfatlarıyla muttasıf, noksan sıfatlardan mü­nezzeh bilmişler, kitap ve sünnette varid olan müteşabih nakilleri te’vil etmeden, gerçek mânâlarını Allah’a ısmarlayarak kabul etmişlerdir. Bu görüşü benimseyen itikadi mezheptir.

&Sükût: Selefiyye görüşünde, müteşabih ayetle ilgili soru sormamak, cevap vermemek demektir. 

&İmsak: Selefiyye görüşünde, müteşabihler üzerinde hiçbir şekilde değişiklik ve te’vil yapmamak demektir.

&Keff: Selefiyye görüşünde, kalbende olsa müteşabihlerle meşkul olmamak demektir.

&Marifet Ehlini Teslim: Selefiyye görüşünde, müteşabihlerle ilgili bir takım yüce bahisler üzerinde durmaksızın ehline bırakmak demektir.

&Mücessime: Allah’ı bir cisim gibi tanımlayanlara denir.

&Mücebbire: İnsan fiillerini Allah’a nispet edenlere denir.

&Mütevatir haber: Yalan üzerine anlaşma ihtimali olmayan bir topluluğun verdiği ve ilim vasıtalarından biri sayılan haber. Başka bir tarifle, Yanılmaları ve yalan söylemeleri imkânsız olan kişiler yoluyla Hz. Peygamberden  nakledilen haberlerdir

&Rafizilik: Safavi devletinin resmi mez. Olan İmamiyye Şiiliğine hemde Safavilerin etkisindeki Anadoludaki Kızılbaş-Alevi zümrelere karşı suçlamacı ve dışlamacı söylemdir.

&Ricat: İmamiyye’ye göre; Allah-ü Teâlâ’nın bir grup insanı, mehdinin çıkışı sırasında, eski suret ve şekilleri ile dünyaya döndüreceğine inanmak, Tekrar diriltileceğine inanmak demektir.

&Salah-Aslah: Allahu Teâlâ’nın, yarattığı ve kendisine ibâdetle mükellef tuttuğu insanlardan her biri için en uygun ve en salih olan şeyleri yaratması, yüce zâtına vâcib (zorunlu) olur mu? Kul için aslâh (en iyi ve uygun) olan nedir? Bir kul için en uygun veya en faydalı olan şeyi yaratmak Allah (c.c) üzerine vâcib olur mu? Vâcib olur ise, bunlar dünya hayatı için mi, âhiret hayatı için mi, yoksa her ikisi için midir? İşte bu soruların cevabını araştıran Kelâm âlimleri ve Mu’tezile tarafından “Salâh ve Aslah” adı altında incelenen bu konu, Allah’ın fiilleri ile yakından ilgilidir.

&Şiilik: Taraftar, yardımcı, bir kimseye uyan manalarına gelen ve Hz. Peygamberin vefatından sonra hilafetin kıyamete kadar Hz. Ali ve soyundan gelenlere ait olduğunu iddia eden siyasi mezheptir. 

&Şükkak: Büyük günah işleyenlerin hakkında şüphe edenler.

&Tabiuyyan: Ebu Bekir er-Razi’nin de temsiciliğini yaptığı ruhun ölmezliğine inanan ekolün adıdır.

&Tahkim Olayı: Hz. Osman’ın şehid edilmesinden sonra çıkan hilafet ihtilafında Hz. Ali’nin mi Muaviye’nin mi halife olacağı tartışması sonucunda çıkan Sıffın savaşında yenilmek üzere olan Muaviye’nin bilirkişi hakemliği istemesi Hz. Ali’nin de kabul etmesi olayıdır. Tahkime hakem tayin edilenler; Amr bin As ve Ebu Musa el-Eşari’dir.

&Tenzih Doktrini: Allah’ın(cc) hiç bir yaratığa benzemeyen ve sadece kendisi olan, aşkın; hiç bir yaratığın şeklini almayan varlık olması.

&Teklif-i Mâlâ Yutak: Bir insanın yapmaya güç yetiremeyeceği bir teklifle bir görevle yükümlü tutulması. Allah’ın adaletinin en büyük dayanağı bu öğretidir. Allah hiçbir kulunu güç yetiremeyeceği bir teklifle karşı karşıya bırakmaz.

&Tevhid: Allah’ı zâtında, sıfatlarında, fiillerinde bir kabul etmek, onu yegâne tapınılan varlık, tek otorite tanımak demektir.

&Takdis: Selefiyye görüşünde, Allah’ı layık olmadığı hallerden ve cinsiyetten tenzih etmek demektir.

&Tasdik: Selefiyye görüşünde, Kur’an ve sünnette Allah nasıl vasfedilmişse öylece inanmak demektir.

&Tekvin: Yaratılış demektir. Tekvin, Tanah ve Eski Ahit’in ilk beş kitabını oluşturan Tevrat’ın birinci kitabı. Toplam 50 baptan oluşur. Batılı dillerdeki adı Yunanca’da “yaradılış, doğuş” anlamına gelen Genesis kelimesinden gelir. İbrânice adı Bereşit, “Başlangıç” anlamına gelmektedir. Dünyâ’nın yaratılışını, Âdem ile Havvâ’yı, Cennet’ten kovuluşu, Habil ve Kabil’i, Nuh Tûfânı’nı, Bâbil Kulesi’ni ve İbrâhim, İshak, Yâkup ve Yusuf peygamberleri anlatır.

&Tevelli: Hz Ali’yi ve Hz. Osman’ı sevmek

&Teberi: Hz Ali’ye ve Hz. Osman’a düşman olmak

&Takiyye: Şiiliğin İmamiyye mezhebinde açık veya gizli bir tehlikenin bulunduğu durumlarda inancı gizleme ve farklı görünmeye denir.

&Va’d: Dünyada güzel ameli olanların ahirette mükâfatlandırılması, kötü olanların cezalandırılması demektir.

&Vaid: Dünyada kötü-çirkin ameli olanların ahirette cezalandırılması demektir.