KEFFARETLER

YEMİNLER

EVLİLİK

BOŞANMA

SİYER-İ NEBİ

TEMİZLİK / TEHARET / DİYANET(DİB) FETVALARI

ADAK VE YEMİN / DİYANET(DİB) FETVALARI

DUA VE ZİKİR / DİYANET(DİB) FETVALARI

KADINLARA ÖZEL HALLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

MİRAS VE VASİYET / DİYANET(DİB) FETVALARI

YİYECEKLER ve İÇECEKLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

BİDAT VE HURAFELER / DİYANET(DİB) FETVALARI

10.200 SORULU-CEVAPLI MÜLAKAT SORULARI

1-Kur’an-ı Kerim ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

2-Tecvid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

3-Tefsir ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

9-Hadis ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

12-Kelam ve Akaid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

14-Hac ve Umre ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

16-Peygamberler ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

21-Siyer-i Nebi ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

28-Genel Kültür ile ilgili SORULAR VE CEVAPLA

31-MÜFREDAT

5-Fer’î(Tâli) Deliller

FER’Î(TÂLİ) DELİLLER 

69-Fer’î(tâli) deliller nelerdir?

&İslam hukukunun dayandığı 4 temel kaynaktan başka yine bu delillerin referansında ikinci derecedeki delillerdir. Bunlar: İstihsan, İstislah, Mesalih-i Mürsele, İstishab, Şer’u man Kablena, Sahabe kavli, Maslahat, Örf- adet, Sedd-i zerâyi‘ ve Fethi zerayi’

70-Maslahat-ı Mürsele ne zaman devreye girer yani uygulanır?

&Şari’in hükmünü açıklamadığı yani geçerli yada geçersiz olduğunu belirtmediği zaman

&Kendisine kıyas yapılabilecek bir nass yada icmaa ile sabit bir hükmün bulunmadığı durumlarda

71-Şari’in dikkate alıp almaması açısından maslahatlar kaça ayrılır?

& Muteber, mülğa ve mürsel olmak üzere üç kısma ayrılır.

72-Gazali’ye göre maslahat nedir?

&‘’Şer’in amacını koruma’’dır. Şer’in insanlara ilişkin olarak amacı, onların din, can, mal, nesil ve akıllarını korumak olmak üzere beş noktada toplanabilir.

73-Istıslah hangi durumda devreye girer?

&Istıslah ilke olarak karşılaşılan olayın hükmünün naslarda veya icmada bulunmaması ve kıyas yöntemiyle bulunamaması durumunda devreye girer. 

74-Istıslahı hangi usulcüler kullanır?

&Daha çok İmam-ı Malik ve Malikiler ile son dönemlerde Hanbelîlerin kullandıkları, diğer usulcülerin buna sıcak bakmadıkları yaygın bir kanaattir.

75-Hakkaniyet, hüsnüniyet, hakkın kötüye kullanılmaması, “kolaylık” gibi hukuk, ilke ve kavramlarının yoğun biçimde uygulanmasına imkân veren zengin bir içeriğe sahip olduğu da söylenebilir. Genellikle Hanefî ve Mâlikî mezheplerine özgü bir delil olduğu fikri yaygındır. Hangi feri delilden bahsedilmiştir?

&İstihsan 

76-Müctehidin bir meselede, kendi kanaatince o meselenin benzerlerinde verdiği hükümden vazgeçmesini gerektiren nass, icmâ, zarûret, gizli kıyas, örf veya maslahat gibi bir delile dayanarak o hükmü bırakıp başka bir hüküm vermesine ne denir?

&İstihsan

77-Hukuk kuralları ile toplumsal vâkıa arasında dengenin kurulmasına, nasların ilke ve amaçları ile kamu yararının birlikte gözetilmesine ve bu uyum içerisinde çözümler üretilmesine imkân vermekte olduğundan fıkıh usulünde fevkalâde öneme hâiz olmuştur. Bu metodu daha çok Mâlikî fakihlerinin kullandığı bilinmektedir. Bahsedilen fıkıh delil hangisidir?

&İstislah 

78-Yetkili bir makamın yazılı olarak açıklanmış iradesi değil mâşerî vicdanın kanaati olarak ortaya çıkan ve yazılı hukuk kurallarından ayrı olarak hukuk normu görevi üstlenir. Onun yaygın ve sürekli olması, nasların lafzına ve ruhuna yani İslâm hukukunun temel ilkelerine aykırı düşmemesi gerekir. Bahsedilen fıkıh delil aşağıdakilerden hangisidir?

&Örf, Âdet ve Teâmül       

79-Şer‘an varlığı kabul edilen bir hükmün, sebebinin ortadan kalktığı ispat edilmediği sürece sabit sayılması esastır. Meselâ, satım ve mirasçılık gibi bir mülkiyet sebebine binaen sabit olan mülkiyetin, geçerli bir nikâh akdinden sonra kurulan evlilik bağının, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, ortadan kalktığını gösteren bir delil olmadığı sürece devam ettiğine hükmedilir. Bu görüş hangisiyle ifade edilir?

&Vasıf İstishâbı 

80-Bir kimsenin borçlu veya suçlu olduğuna dair delil bulunmadıkça borçsuz ve suçsuz kabul edilmesi esastır. Buna göre, alacaklı olduğunu iddia eden kimse bunu isbat edemediği takdirde davalının borçlu olmadığına; yine, suç işlediği iddia edilen kişinin bu fiili isbat edilmedikçe aynı prensibe göre suçlu olmadığına hükmedilir. Bu görüş hangisiyle ifade edilir?

&Berâet-i Zimme İstishâbı

81-Bir şeyden yararlanma veya bir davranışta bulunma hakkında naslarda özel bir hüküm yoksa veya kıyas yahut istislâh yoluyla naslardan bu hususta özel bir sonuç çıkmıyorsa, “Eşyada aslolan mubahlıktır” prensibine göre o şeyden yararlanmanın veya o işi yapmanın mubah olduğu sonucuna ulaşılır. Bu tarz hüküm verme metoduna ne denir?

&İbâha-i Asliyye İstishâbı

82-Gazalini ıstıshaba bakış açısı nasıldır?

&Gazali başta olmak üzere kelamcı usülcüler ıstıshabıda asli deliller arasında zikretmişler, Kitab, Sünnet ve ıcmadan farkını belirtmek üzere de bunların nakli delil, ıstıshabın ise akli delil olduğunu söylemişlerdir. 

83-‘’Eşyada aslolan ibahadır’’ ilkesinin anlamı nedir?

&Naslarda bir belirleme olmadığı sürece ve diğer delil ve yöntemlerle hükmü belirlenmediği sürece bir davranışta bulunmanın veya bir şeyden yararlanmanın mübah olmasıdır.

84-‘’Beraet-i zimmet asıldır’’ ilkesinin anlamı nedir?

& Aksi yönde bir delil bulunmadıkça herkesin suçsuz ve borçsuz kabul edilmesidir.

85-Harama, kötü ve zararlı bir sonuca vasıta olan davranışların yasaklanması, kötülüğe giden yolların kapatılması demektir. Bütün İslâm âlimlerince benimsenen bir ilke olmakla birlikte daha çok Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde telaffuz edilen ve sıklıkla işletilen bir metot olmuştur. Bu görüş neyle ifade edilir?

&Sedd-i zerâyi‘

86-İnsanların; topluma zarar verecek sonuçlar doğurabilecek bazı mubah fiilleri, siyasi otorite tarafından hangi delile dayanarak yasaklayabilir?

&Seddi zerai

87-Hüküm çıkarırken “Seddi Zerayi” esasının en geniş şekliyle yorumlayarak uygulayan hangi mezhep olmuştur?

&Malikiler olmuştur

88-İslâm hukukçuları kötülüğe, haram ve zararlı olan şeye götürüp götürmemesi açısından fiilleri üç kısma ayırmışlardır. Bunlar nelerdir?

&Aslen câiz olmakla birlikte kötülüğe götürmesi çok şüpheli veya nâdir olan davranışlar aslî hükmü üzere bırakılmıştır.(Üzümü yeme – şarap yapma veya Silah kullanma-adam öldürme)

&Kötülüğe ve harama yol açması kesin olan davranışlar, meselâ şarap imalâtçısına üzüm satmak, kumarhane işletmecisine iş yeri kiralamak böyledir. Bu kabil işler sedd-i zerâi‘ prensibi gereği genelde yasak sayılmıştır.

&Kötülük ve harama yol açması kesin veya nâdir olmayan fakat muhtemel olan davranışlara gelince Hanefî ve Şâfiîler hukukî ilişkilerde istikrarı ve güven ortamını koruyabilmek için objektif delilleri ve şeklî şartları esas almışlar ve kesin veya çok kuvvetli bir sebep-sonuç ilişkisi olmadığı sürece yasaklama yani sedd-i zerâi‘ ilkesini işletme cihetine gitmemişlerdir. Mâlikî ve Hanbelîler ise aksi görüştedir.

89-Sahabenin maslahatı mürseleye dayanarak verdikleri hükümlerden bazıları nelerdir?

&Kur’an sahifelerinin, Hz. Ebu Bekir döneminde bir mushafta toplanması.

&Hz. Ebu Bekir’in maslahatı mürsele düşüncesine dayanarak, kendisinden sonra halife olarak Hz. Ömer’i tayin etmesi

&Hz. Ömer’in, fethedilen toprakları, mücahitler arasında dağıtmayıp eski sahiplerinin ellerinde bırakması da, Müslüman-lara sürekli bir gelir kaynağı sağlayacak “haraç” vergisinin alınması ve sınırların korunması gibi

90-Maslahat-ı Mürsele terim anlamı ne demektir?

&Şari tarafından, muteber veya geçersiz sayıldığına dair bir delil bulunmayan, hükmün kendisine bağlanması ve üzerine hüküm bina edilmesi, insanlara bir fayda sağlamasına yada insanlardan bir zararı gidermesine bağlı olan maslahatlardır.

91-İslam hukukçularının bir kısmı, sahabi kavlinin delil olmayacağı görüşündedirler. Sahabe kavlini delil saymayan İslam hukukçusu kimdir?

&İmam Şafi

92-İslam hukukçuların bazıları ise; kitap, sünnet ve icmaada hüküm bulunmayan konularda, sahabi kavlinin bağlayıcı bir delil olduğu kanaatindedirler. Hangi İslam hukukçuları bu görüştedirler?

&İlk hanefiler     

93-Neden İslam hukukçularına göre sahabi kavli şeri bir delil olarak geçerlidir?

&İslam hukukçularına göre, her ne kadar sahabinin de diğer müctehidler gibi hataya düşmesi muhtemel ise de, çoğunlukla sahabinin görüşü doğrudur. Çünkü o, Hz. Peygamberin mektebinde yetişmiştir. Sahabi görüşü; diğer müctehidlerin görüşlerinden üstündür ve diğer müctehidler için bağlayıcıdır.