KEFFARETLER

YEMİNLER

EVLİLİK

BOŞANMA

SİYER-İ NEBİ

TEMİZLİK / TEHARET / DİYANET(DİB) FETVALARI

ADAK VE YEMİN / DİYANET(DİB) FETVALARI

DUA VE ZİKİR / DİYANET(DİB) FETVALARI

KADINLARA ÖZEL HALLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

MİRAS VE VASİYET / DİYANET(DİB) FETVALARI

YİYECEKLER ve İÇECEKLER / DİYANET(DİB) FETVALARI

BİDAT VE HURAFELER / DİYANET(DİB) FETVALARI

10.200 SORULU-CEVAPLI MÜLAKAT SORULARI

1-Kur’an-ı Kerim ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

2-Tecvid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

3-Tefsir ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

9-Hadis ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

12-Kelam ve Akaid ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

14-Hac ve Umre ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

16-Peygamberler ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

21-Siyer-i Nebi ile ilgili SORULAR VE CEVAPLAR

28-Genel Kültür ile ilgili SORULAR VE CEVAPLA

31-MÜFREDAT

17-Tarikatlardan ‘’ Nakşibendîlik’’

TARİKATLARDAN ‘’ NAKŞİBENDÎLİK’’ 

201-Nakşbendiliğin özellikleri nelerdir?

&İlk sekiz düsturu Abdülhâlık Gucduvânî tarafından tanzim edilen on bir esas, Nakşibendiyye’de tasavvufî eğitimin temel unsurları olarak kabul edilir. Nakşibendiyye’nin faaliyet gösterdiği bölgelerden birisi de Anadolu ve Balkanlar’dır. Ahrâriyye ve Müceddidiyye’nin yanı sıra “Kâsâniyye” de bu bölgelerde faaliyette bulunmuştur. Nakşibend’in vefatından sonra halifeleri Hâce Muhammed Pârsâ (ö.1419), Hâce Alâeddin Attâr ve Mevlânâ Yâkub Çerhî(ö.1448) tarikatı yayan önemli mutasavvıflardır. Muhammed Bahâeddin Nakşibend’in şeyhleri, sesli (cehri) zikri tercih ettikleri halde kendisi sessiz (hafi) zikri tercih etmiştir.

202-Bahâeddin Nakşibend kimdir?

&Nakşibendiyye’nin kurucusu Muhammed Bahâeddin, Buhârâlı olduğu için “Buhârî”nisbesiyle ve küçüklüğünde babası ile birlikte nakışçılık yaptığı için “Nakşbend” lakabıyla anılır. Bu lakaba nispetle kurduğu tarikata da “Nakşiben-diyye” denilmiştir. Hâce Muhammed Bahâeddin, müritlerine dinî kaidelere uymayı, takvayı ve azimetle amel etmeyi ısrarla tavsiye eder; velîlik derecelerine bu şekilde ulaşılabileceğini söylerdi. Muhammed Bahâeddin, 1318’de Buhara yakınlarındaki Kasr-ı Hinduvân’da (Kasr-ıÂrifân) dünyaya geldi. Muhammed Bahâeddin Nakşibend, kendisine silsilesini soran bir kişiye “Silsile ile kimse bir yere ulaşamaz” demiş ve asıl olanın sadakat ve samimiyet olduğunu vurgulamıştır.